ABD’li Delta Crescent Energy adlı firmanın PKK’yı idari bir muhatap kabul edip Suriye’de petrol çıkarmak için terör örgütüyle anlaşma imzalamasına Türkiye sert tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı uluslararası hukuku hiçe sayan, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, birliğine ve egemenliğine kasteden ve terörizmin finansmanı kapsamına giren bir adım olarak niteleyerek, ABD’nin bu adıma destek vermesinin esefle karşılandığını ve kabul edilemez olduğunu bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada Yeni Şafak’ın dün sürmanşetten duyurduğu haber hatırlatılarak, Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü YPG/PKK’nın, Suriye’nin kuzeydoğusundaki topraklarda petrol çıkarmak, işlemek ve ticaretini yapmak üzere ABD’de yerleşik ‘Delta Crescent Energy LLC’ adlı şirketle sözleşme imzaladığı belirtildi.
Suriye’nin doğal kaynakları Suriye halkına aittir
Yeni Şafak’ta yer alan habere göre, terör örgütünün bu adımla Suriye halkının doğal kaynaklarına el koyarak bölücü gündemini ilerletme emelini açıkça gözler önüne serdiği vurgulanan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Suriye’nin doğal kaynakları Suriye halkına aittir. ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, birliğine ve egemenliğine kasteden ve terörizmin finansmanı kapsamına giren bu adıma destek vermesini esefle karşılıyoruz. Hiçbir meşru saikle gerekçelendirilemeyecek olan bu tasarruf asla kabul edilemez.”
ABD petrole konmak istiyor
ABD’nin Suriye’de petrole konmak için YPG/PKK ile yaptığı işbirliğinde kullandığı şirketin ortaklık yapısı dikkat çekiyor. YPG/PKK paravanı olan ‘Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) anlaşma imzaladığı Delta Crescent Energy LLC’nin Suriye’de faaliyet göstermek için yakın zamanda ABD Hazine Bakanlığı’nın Dış Varlık Kontrolü Ofisi’nden (OFAC) izin aldığı öğrenildi. Türkiye’de herhangi bir faaliyeti bulunmayan ve ABD’nin Suriye’ye karşı yaptırımlarından muaf tutulması için izin alan Delta Crescent’ın üst düzey yönetimindeki John Dorrier, Jim Reese ve James Cain’in ilginç geçmişleri var.
İşte gaspçı çetenin geçmişi
John Dorrier, Irak’ta yer edinmeyi başaramayan ancak Esed rejimine karşı AB yaptırımlarına uymak için operasyonları durdurmak zorunda kalıncaya kadar Suriye’nin kuzeydoğusunda bir sözleşme yapan Gulfsands Petroleum’un kurucusu ve eski genel müdürlüğünü yapmış bir isim. James Cain ise ABD hukuk firması Kilpatrick Townshend’a bağlı çalışan bir avukat olarak görünüyor. Ancak James Cain’i bu ortaklıkta olmasını ilginç kılan unsur, ABD’nin Danimarka büyükelçisi olarak dört yıl görev yapmış olması. Cain ABD resmi bakamları nezdinde güçlü bir politik destek sağlamada etkili bir isim olarak görünüyor. ABD’de kurulu bir güvenlik şirketi olan TigerSwan’ın kurucusu Jim Reese ise Pentagon’un Irak’taki faaliyetlerinde sıkça rastlanan bir isim olarak dikkat çekiyor. Suriye’de de Amerikan askeri varlığının yılmaz savunucusu Reese, Fox News’e 2018’de verdiği bir röportajda “Suriye’nin tüm doğu kısmına sahibiz. Bu bizim. Bundan vazgeçemeyiz” beyanında bulunmuştu.
Kandil’de bir toplantı daha
Suriye kuzeyinde YPG/PKK elebaşlarıyla sık sık biraraya gelen Amerikalı heyet, ilişkinin boyutunu Kandil’e taşımaktan geri durmuyor. Alınan bilgilere göre, terör yuvası Kandil’de ABD’lilerle PKK arasında son görüşme 2 Ağustos’ta gerçekleşti. Savaş uçaklarının korumasında bölgeye giden Amerikan heyeti, biraraya geldiği PKK elebaşlarına Taliban’ın Afganistan’da yaptığına benzer bir şekilde ‘Türkiye ile anlaşın’ teklifi iletti. Amerikalılar, Suriye’deki işgali derinleştirmek için örgütten o bölgeye odaklanmalarını istedi. Toplantıda, gasp edilmiş Suriye petrollerinden elde edilecek gelire ilişkin pazarlıkların da yürütüldüğü sanılıyor.