Washington'da, Abu Dabi'nin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, karmaşık ve çalkantılı bölgede genellikle örnek bir lider olarak anılır. BAE, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) kendisini istikrar ve ilerlemenin öncüsü olarak göstermek için uğraşıyor, ancak son dört yılda değişen eylemleri endişe verici bir gerçekliği ortaya koyuyor.
Eski Başkan Donald Trump ve eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun desteğiyle Muhammed bin Zayed’in sergilediği sorunlu tutumu; Birleşik Devletler’in Orta Doğu’daki stratejik çıkarlarını baltalayan BAE’nin gerçek dış politikasını gözler önüne serdi.
Başkan Biden, ABD’nin BAE gibi otoriter rejimlerle ilişkisini gözden geçirme sözü verdi. Biden’ın BAE'nin, İsrail'in ve baskı gruplarının saldırılarına karşı koyması gerekecek, ancak sadece Trump'ın korkunç adımlarını tersine çevirmek yeterli olmayacak. Bunun için yeni yönetimin, BAE’ye [hali hazırda sağladığı] diplomatik destek ve Amerikan silahlarının satışına son vermesi gerekir.
BAE, Libya'da Trablus'ta uluslararası alanda tanınan Libya hükümetine karşı yürüttüğü kampanyada Halife Hafter’i finanse ederek ve silahlandırarak ABD politikasına aykırı davrandı. Ayrıca BM tarafından uygulanan silah ambargosunu ihlal etti.
BAE, Trablus'a yönelik saldırısı sırasında Hafter güçlerini desteklemekle kalmadı, aynı zamanda Libya'daki Rusya destekli Wagner grubundan paralı askerleri de finanse etti.
BAE ayrıca ülkede kendi askeri üssünü kurarak çok sayıda sivilin öldüğü yasadışı hava saldırılarını gerçekleştiren insansız hava araçlarını konuşlandırdı.
Libya çatışması BAE ve Rusya gibi yabancı güçlerin müdahalesi nedeniyle devam ediyor. Ülke kaos içinde, binlerce Libyalı öldürüldü ve yerinden edildi.
BAE’nin Yemen’deki karanlık rolü
BAE’nin Yemen’deki rolü daha karanlık. Kuvvetlerinin geri çekildiğini duyurmasına rağmen BAE, dünyadaki en kötü insani krizlerden birine neden olan ve milyonlarca Yemenliyi kıtlığın eşiğine getiren zorlu savaşa taraf olmaya devam ediyor.
BAE, sivilleri hedef alarak kasıtlı ve gelişi güzel saldırılar düzenledi. Hastaneler, okullar, üniversiteler ve yerleşim alanları birer moloz yığınına dönüştü.
Ayrıca, tutuklulara işkence yapıldığı ve öldürüldüklerine dair belgelenmiş raporların bulunduğu gizli gözaltı merkezleri işletiyordu. Yemen'deki El Kaide ile bağlantılı milislere Amerikan silah ve teçhizatını transfer etmekle suçlanan paralı askerleri destekledi.
Dahası Bin Zayed’e yakın kişiler, Yemenli siyasi liderlere suikast düzenlemek için bir organizasyona dahil oldular. BAE savaşın amacının Başkan Hadi’yi yeniden iktidara getirmek olduğunu iddia ettiği bir zamanda, bu organizayonların düzenlenmesi manidar… Şimdi ülkenin iktidara sahip olduğu tek bölgede; Hadi’ye karşı savaşlarında güneyin ayrılıkçılarını destekliyor.
BAE, Uygur Müslümanlarının kitlesel olarak tutuklanması ve baskı uygulanması için Çin ile işbirliği yaptı. Bu da ABD'nin çıkarlarını ve prestijini büyük ölçüde baltaladı.
BAE yetkilileri, geri döndüklerinde korkunç sonuçlarla karşılaşacaklarını bilmelerine rağmen Uygurları Çin'e sınır dışı etti. Trump yönetimi, Çin’in bu uygulamalarını kınarken, BAE gibi Müslüman ortaklarına da aynı çağrıyı yapmak zorunda kaldı.
BAE’nin istikrarsız uygulamaları Trump'ın başkanlığı sırasında hız kazandı. Bin Zayed’ ile yakın müttefiki Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Orta Doğu'daki ABD politikasını formüle etmesine izin verdi. Trump ve Bin Zayed, kişisel çıkarlar merkezli politika yapmakta kötü üne sahip kişilerle çalıştılar.
Muhammed bin Zayed, o zamanlar Veliaht Prens olan Muhammed bin Selman'ın öne çıkarılmasına katkıda bulundu. ABD’deki siyasetçilerin desteğini almaya çalıştı. Kısa bir süre sonra Bin Selman yüzlerce aktivist ve işadamını tutukladı. İstanbul'daki Suudi konsolosluğunda Kaşıkçı suikastını planladı. Sonra da, ABD istihbaratıyla derin bağları olan eski veliaht Muhammed bin Nayef’i tutuklattı.
Bin Zayed ile ittifak kuran aşağılık Amerikalılar
Bu bağlamda, Bin Zayed ile ittifak kuran Amerikalılardan oluşan ekip, ondan daha az aşağılık değildir.
Bu yozlaşmış figürler arasında adı sayısız skandala karışan Cumhuriyetçi Ulusal Komite'nin maliye başkan yardımcısı Elliot Broidy de var. Trump görevdeki son gününde Broidy için af çıkarmıştır.
Trump, Bin Zayed'e baskı yapmak yerine sürekli olarak BAE'nin en kötü politikalarını destekledi. Görevdeki son gününde Trump, 50 F-35 savaş uçağı satma ve BAE'den alüminyum ithalatında gümrük vergilerini artırma anlaşmasıyla BAE'ye veda hediyesi verdi.
Artık değişim için bir fırsat var. Biden, 28 Ekim'de düzenlediği bir kampanya etkinliğinde, “Trump’ın tiranlarını ve haydutları kucaklamayı bırakacak, müttefiklerimize yeniden kucak açacağız” dedi.
Bu söylemin ABD'nin Orta Doğu'daki politikasına etkisini görmeliyiz.
ABD’nin, barışçıl ve güvenli bir Orta Doğu'ya ulaşması, insan haklarını ihlal eden hükümetlere verdiği desteği sona erdirmesi, Hürmüz Boğazı'nda açık deniz taşımacılığı yollarını koruması, başka bir 11 Eylül saldırısından korunması ve felaketlere yol açacak savaşlardan kaçınması çıkarına olacaktır.
Biden, BAE'nin feci müdahalelerinin ana yakıtı olan silah satışlarını sona erdirmeli ve Bin Zayed'in pervasız politikalarına yönelik diplomatik desteğe son vermelidir.
Biden yönetimi, güvenlik ve insan hakları arasındaki yanlış değiş tokuşun, ABD’yi daha az güvenli hale getiren ve Orta Doğu'da insani felaketlere yol açan, kendi kendini yok eden bir çözüm olduğunu son yirmi yılın hatalarından öğrenmelidir.
*The New Khaleej sitesinden Emine Nur Yaşar tarafından çevrilen bu makale ortadoguhaber.com'un editoryal görüşünüz yansıtmaz.