Batı Balkanlar Zirvesi, salı günü Arnavutluk'un başkenti Tiran’da düzenlendi. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, zirve sonrası yaptığı açıklamada "Arnavutluk'un bölgede barış, istikrar ve iş birliğinin kararlı, dirençli bir unsuru olarak oynadığı rolün takdir edilmesi" olarak gördüğünü söyledi.

Yazar Osman Atalay da AB'nin, AB sınırları dışına çıkarak Arnavutluk'ta zirve düzenlemesinin Balkanlar’da artan rolünün bir göstergesi olduğuna işaret ederek Batı Balkanlar Zirvesi’nişöyle analiz ediyor:

Bir yıldır bölgede Sırbistan-Kosova ve Sırbistan-Bosna gerginliğinin sıcak bir çatışmaya dönüşme olasılığına karşın iki Arnavut toplumunun ortak siyasi ve ticari birlikteliğine şahit olmaktayız.

2022 yılı Ocak ayından bu güne Arnavutluk ve Kosova Meclisi karşılıklı verimli bir iş birliği sergiliyor. Sadece Ocak-Temmuz ayları arasında, Kosova Meclisi heyetlerinin 6'sı Tiran'da ve 7'si Arnavutluk Meclisi delegasyonlarının Priştine'de olmak üzere toplam 13 ziyaret gerçekleştirildi.

28 Kasım Arnavutluk Bağımsızlık Günü’nün 110. yıldönümü etkinlikleri kapsamında Ortak Meclis oturumuna, iki ülkenin hem meclis hem de hükümet heyetleri katıldı.

Oturumda, Arnavutluk Meclis Başkanı Lindita Nikolla, Kosova Meclis Başkanı Glauk Konujfca, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ve Kosova Başbakanı Albin Kurti konuşmaları Arnavut toplumlarında büyük bir heyecan oluşturdu.

Balkanlarda son yıllarda, Kosova (Berlin insiyatifi) ve Arnavutluk (Open Balkan) girişimi sinerjileri homojen bir güç olarak Arnavut toplumunu Avrupa ve Batı Balkanlar’ın gözünde istikrarın önemli bir parçası olarak ön plana çıkarmıştır.

Tarihsel olarak Balkan Yarımadası’nda en eski halklarından olan İllirya kökenli bir halk olarak kabul edilen Arnavutlar, M.Ö 181 yılından beri varlıklarını çok zor koşullarda mücadele ve direnişler içerisinde sürdüre gelmişlerdir.

Bugün tarihi döngüde Arnavut toplumu, bölgenin kritik döneminde siyasal, toplumsal barışın sağlanmasında yeni bir şans sunmaktadır.

Rusya-Ukrayna savaşı ve Arnavutların artan rolü

Çin’in Bir Yol Bir Kuşak Girişimi, Rusya’nın Balkanlarda direnç noktalarını yeniden canlandırma teşebbüsü, Balkanların genç dinamik ve sert milliyetçi toplumu olan Arnavutları batının yeni paratoneri olarak öne çıkartmaktadır. ‘Açık Balkan’ projesi aslında bölgesel barışın altyapısı olarak tartışılmış ve somut bir şekle doğru evrilmektedir.

Bosna ve Karadağ’ın Açık Balkan projesine olan itirazları ile Kosova’nın alternatif Berlin Süreci’ni öne sürmesinin haklı sebepleri vardı. Kosova ulusunun Sırbistan’ın kendi bağımsızlıklarını tanıması karşında Open Balkan inisiyatifine temelde sıcak baktığını her platformda açıklaması önemliydi. Özellikle Batı Balkan ülkelerinde uzun zamandır durağanlaşan, ağır ilerleyen AB üyelik ve serbest dolaşım mevzuatı görüşmeleri yeniden canlanmış vaziyettedir.

Bu aslında yeni Balkanlar projesinin gerilimidir, nasıl bir sürece evrileceğini hep birlikte göreceğiz.

Açık Balkan’ inisiyatifini teorik olarak ilk defa 5 Haziran 1999 tarihinde Project Syndicate adlı bir makale de dillendiren George Soros’tu. Soros “Opening The Balkans’’ isimli makalesinde Balkanların nasıl açılması gerektiğini açıklıyordu. Her ne kadar bu projenin Soros’un fikri olduğu bilinmekteyse de burada küresel aktörlerin örtüşen çıkarlarının varlığını göz ardı edemeyiz. AB, NATO, İngiltere ve Soros’un örtüşen çıkarları önce “mini Schengen” sloganıyla start aldı.

AB, bu projeyi, AB’ye ön hazırlık olarak gördü.

AB’nin Batı Balkanları birliğe dahil etme çabaları çok ağır bürokratik bir oyalama politikasına dönüşmüştü.

Sonuç itibarıyla, Balkanlarda siyasi ve ekonomik krizlerin büyümesini önlemenin vazgeçilmez şartı olarak bölge ülkelerinin aynı zamanda komple AB üyesi olması planının artık işleme konulma zamanı gelmiştir.

AB ve ABD uzun zamandır bu proje ile ülkeleri kontrol ederek Rusya, Türkiye ve Çin gibi potansiyel etkin aktörleri bölgeden uzak tutmayı hedefliyordu.

Yaşanan süreçte Ukrayna savaşı, Batı’nın Balkanlarda elini çabuk tutmasının gerekliliğini ortaya çıkardı. İşte burada Balkanlar’ın en eski toplumlarından olan Arnavut toplumunun tarihsel gücü, kalabalık nüfusu dini ve kültürel zengin potansiyeliyle dikkatleri üzerine çekmektedir. NATO ve AB’nin Rusya ile yaşamakta olduğu Ukrayna çatışması Balkanlar’ın önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Balkanların uzun zamandır askıya alınmış AB ve NATO üyelik sorunları, önümüzdeki günlerde siyasal ve ekonomik kararlarla birlikte yeni bir çözüm sürecine girecek gibi görünmektedir.

Önümüzdeki 20 yıl Balkanlarda bölgesel barışın anahtar rolünü muhtemelen Arnavut toplumu üstlenebilir.

Arnavut halkı Türkiye’nin Balkanlardaki en büyük güç kaynağıdır

Bölge tarihinde Arnavutların 1444-1468 yılları arasında İskender Bey (Gjergj Kastrioti Skënderbeu) önderliğinde süren bir direniş hareketinin ardından, 15. yüzyılın sonunda tamamıyla Osmanlı’nın hakimiyetine girdiklerini ve 17. yüzyılda kitlesel bir aşamaya girerek Balkanlardaki Arnavut nüfusunun çoğunu kapsayacak boyuta ulaşmış olduğunu görürüz.

Arnavutların Osmanlı hakimiyeti sonrasında büyük ölçüde İslam dinine geçmiş olmaları, onların Osmanlı devlet kademesinde önemli görevlere gelmelerine imkan vermiş ve Batı Balkanlarda Osmanlı hakimiyetinin sürdürülmesinde en önemli unsurlardan biri haline gelmişlerdir.

Arnavut milliyetçiliğinin kültürel amaçlar ötesinde siyasi hedefler amaçlayan bir harekete dönüşmesi büyük ölçüde 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğunun geçirdiği yapısal dönüşümler ve Balkanlar üzerine büyük güçlerin rekabeti bağlamında şekillenmiştir.

Arnavut toplumu bugün Balkanlar ve Avrupa diasporasında sert milliyetçi karakteri, 8-9 milyona varan nüfusu ile iki devlete sahip önemli bölgesel bir güç merkezi olmaya aday görülüyor.

Türkiye’nin Balkanlar ve Avrupa jeopolitiğinde en önemli dost müttefik ve gelecek vizyonunun saç ayağı olarak Arnavutlar görülmelidir.

Avrupa ve Balkanların yaşayacağı yeni değişimlerin Arnavut toplumu üzerinden okunacağı unutmamalı ve bölgesel politikalarımızın ağırlık merkezini bu iki devlete sahip toplum üzerinde çok yönlü politik vizyon ile kurgulamalıyız.

ABD ve AB’nin Sırbistan’ı Avrupa birliği çerçevesi içerisinde tutma çabaları bölgesel istikrar açısından mantıklı idi.

“Open Balkan” ve “Berlin Süreci”, Rusya’nın Balkanlar ve Sırbistan üzerindeki etkilerini kırmaya yönelik bir projedir. Rusya’nın Sırbistan devleti üzerindeki siyasi, ekonomik etkisi, Balkanlarda Boşnak ve Arnavut toplumlarının çözüm bekleyen savaş suçları ve hukuki sorunlarını çözümsüzlüğe itmiştir.

Balkanların AB potasında eritilmesinin bir sonraki ayağının NATO kuşatmasına maruz kalacağı endişesi Rusya için yeni bir Ukrayna sendromuna işaret etmektedir.

Balkanlar’ın çok kültürlü, çok dinli, etnisiteli yapısının istikrarının muhafazası Arnavutluk ve Kosova devletinin siyasi, ekonomik gücünün korunmasıyla mümkün olabilir.

Türkiye’nin Arnavutluk ve Belgrad ilişkilerinin devlet aklı düzeyinde sürdürdüğü çizgi çok önemlidir. Fakat Kosova ayağının özellikle biraz daha somut, güçlü desteğe ihtiyacı var gibi görülüyor.