Bir Alman araştırmacı tarafından yapılan araştırmaya göre, Çin'in doğum kontrol politikaları önümüzdeki 20 yıl içinde güney Sincan'daki etnik azınlık nüfusunu üçte bir oranında azaltabilir.
Çin'in uyguladığı bölgesel politikalar 20 yıl içinde 2,6 ile 4,5 milyon daha az Uygur'un doğacağı iddia ediliyor. Çin, bazı Batılı ülkeler tarafından kısmen zorla doğum kontrol önlemleri yoluyla Sincan'da soykırım yapmakla suçlanıyor. Çin, doğum oranlarındaki düşüşün başka sebepleri olduğunu söyleyerek iddiaları reddediyor.
Araştırmacı Adrian Zenz, Çin'in Uygurlar ve Sincan'daki diğer azınlık grupları üzerindeki baskısının uzun vadeli bir planın parçası olduğunu söyleyerek Pekin'in bölgedeki doğum kontrol politikaları altında, güney Sincan'daki etnik azınlıkların nüfusunun şimdiki doğum oranı olan senelik 13,1 milyondan 2,6 milyona kadar düşürmeyi planları olduğunu iddia ediyor.
Zenz yaptığı açıklamada, "Bu araştırma ve analiz Çin hükümetinin Uygur nüfusu için uzun vadeli planının arkasındaki niyeti gösteriyor" dedi .
Zenz raporunda, 2019 yılına kadar Doğu Türkistan'daki Çinli yetkililerinin "kırsal güneydeki dört azınlık vilayetinde çocuk doğurma çağındaki kadınların en az yüzde 80'ini kısırlaştırmaya atıfta bulunarak müdahaleci doğum önleme ameliyatlarına maruz bırakmayı planladıklarını" söylediklerini yazdı.
Uzmanlar, Çin'in Sincan'da milyonlarca Uygur ve diğer Müslümanların gözaltına aldığını iddia ediyor. Pekin hükümeti buradaki azınlık Müslüman nüfusu azaltmaya ve asimile etmeye çalışmakla suçlanıyor.
Raporlar ayrıca yetkililerin, insanları ana akım Han Çinli nüfusundan kasıtlı olarak Sincan'ın daha önce etnik azınlıkların egemen olduğu bölgelerine kaydırdığını ve Uygurları zorla naklettiğini söylüyor.
Zenz'in araştırmasına göre, Çin'in doğum kontrol politikaları, Uygur nüfusunun yoğun olduğu güney Sincan'daki Han nüfusunu şu anki yüzde 8,4 seviyesinden 2040 yılına kadar yaklaşık yüzde 25'e çıkarabilir.
Resmi Çin istatistiklerine göre, 2017 ve 2019 yılları arasında Sincan'ın etnik azınlık bölgelerinde doğum oranlarında yüzde 48,7'lik bir düşüş yaşandı.
Çin geçen hafta, nüfus sayımı verilerinin ulusal doğum oranlarında keskin bir düşüş göstermesinin ardından çiftlerin üç çocuğa kadar olmasına izin vereceğini duyurdu.
Sincan'dan sızan belgeler ve tanıklıklar, orada kadınların doğum kontrol kotalarını aştıkları için gözaltına alındığı veya başka bir şekilde cezalandırıldığı bunun da resmi açıklamadan zıt bir politika izlendiğinin en büyük kanıtı olduğu bildirildi.
Sincan'ın Tarım Üniversitesi sınır tarihi ve coğrafya enstitüsü dekanı Liao Zhaoyu, doğum politikaları ve daha geniş gözaltı programı tam olarak uygulanmadan kısa bir süre önce, 2015 yılında düzenlenen bir akademik etkinlikte, Sincan'ın “Uygur grubunun egemenliğine son vermesi gerektiğini” söyledi.
Zenz ve diğer uzmanlar, bir etnik grubu hedef alan doğumun önlenmesini soykırım olarak nitelendirerek bu eylemin 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesine kapsamında olduğunu söylediler.
ABD, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerdeki parlamentolar, Çin'in Sincan'daki doğumu önleme ve toplu gözaltı politikalarını soykırım olarak nitelendirdi.
Ayrıca Çin, soykırım ve diğer ciddi suçları kovuşturan ve yalnızca kendi yargı yetkisi içindeki devletlere karşı dava açabilen en üst uluslararası mahkeme olan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne üye değildir.
Tek çocuk politikası
Çinli ailelerin birden fazla çocuk sahibi olmasını yasaklayan "tek çocuk politikası" ilk kez 1980'de dönemin lideri Dıng Şiaoping tarafından başlatıldı.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1949'da 540 milyon olan ülke nüfusu, 1979 yılına kadar geçen 30 yıllık sürede 969 milyona kadar çıktı.
Çinli çiftlerin yalnızca tek çocuk sahibi olmasına izin veren politika, Dıng liderliğindeki reform ve dışa açılma döneminde nüfus artış hızını azaltmayı, nüfusu istikrarlı bir yapıya kavuşturmayı hedefliyordu.
Politikanın uygulanmasını izlemek üzere Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu kuruldu. Komisyon, kısıtlamayı ihlal edenlere büyük para cezaları veriyordu. Cezanın ödenmemesi halinde ikinci çocuk ulusal hane halkı kayıt sistemine dahil edilmiyor, eğitim ve sağlık bakımı gibi temel sosyal hizmetlerden mahrum kalabiliyordu.
Gebelik durumunda ise çoğu zaman kadınlar kürtaja zorlanıyordu.
Kısıtlamanın esnetilmesi ve "iki çocuk" politikası
Ancak zaman içinde bu azalış, yaşlanan nüfus problemini ortaya çıkardı, çalışma çağındakilerin toplam nüfus içindeki payının azalmasına yol açtı.
Aslında tek çocuk politikası yalnızca kentlerde uygulanıyordu. Kırsal bölgelerde yaşayanların iki çocuk sahibi olmalarına izin veriliyor, etnik azınlık mensuplarının ise ikiden fazla çocuk sahibi olmasına karşı çıkılmıyordu.
Çin yönetimi, ilk kez 2013'te, kentlerde yaşayan ve tek çocuklu ailelerden gelen ebeveynlerin ikinci çocuk sahibi olmalarına izin vererek politikada esnekliğe gitti, 2016'da ise yapılan yasal değişiklikle herkes için çocuk sahibi olma sınırı ikiye çıkarıldı.
"Üç çocuk" politikası
Tek çocuk politikasının ardından iki çocuk politikasının da terk edilmesi, Çin'in nüfus kontrolü politikasındaki değişime işaret ediyor.
Çin yöneticilerinin doğumların azalmasıyla birlikte nüfusun yaşlanmasından, çalışma çağındaki nüfusun payının azalarak bakıma muhtaç durumdaki yaşlı nüfusun payının artmasından endişe duyduğu tahmin ediliyor.
Politika değişikliği 2020 sonunda yapılan 10 yıllık nüfus sayımı sonuçlarının açıklanmasının ardından geldi. Sayımın sonuçlarına göre Çin nüfusu 2010-2020 yıllarında toplam yüzde 5,3 artışla 1 milyar 411 milyonu aştı.
Nüfus, 10 yılda yaklaşık 72 milyon artarken yıllık ortalama artış binde 5,3 oldu. Nüfus artış hızı, önceki 10 yıla göre binde 0,4 azaldı.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu, 2019'da nüfusun 1 milyar 400 milyon sınırını geçtiği tahmininde bulunmuştu. Bu tahmine göre, 2020'de nüfus, önceki yıla göre yalnızca binde 8 arttı.
ortadoğuhaber.com