Türk, BM İnsan Hakları Konseyi'nin 58. oturumunda, işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki insani duruma ilişkin yapılan interaktif diyalog toplantısında, İnsan Hakları Ofisi'nin raporunu sundu.
İşgal altındaki Filistin topraklarında krizden geçilen bir dönüm noktasında olduklarını dile getiren Türk, kırılgan bir ateşkes yaşandığını, bunun Gazze halkının nefes alması ve hayat kurtarıcı insani yardımların ulaştırılmasını sağladığını ifade etti.
Türk, "57 yıldan uzun bir süredir Gazze ve Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki insanlar, İsrail işgali altında yok ediliyor. Bu insanlar, kendi kaderini tayin etme hakkından, hareket özgürlüğüne ve yeterli bir yaşam standardına kadar en temel insan haklarından mahrum bırakıldı. Gazze'de, toplu cezalandırmaya varan ablukalara maruz kaldılar. Batı Şeria'da yasa dışı yerleşimler ve şiddet, uluslararası hukuku ihlal ederek onlarca yıldır artıyor ve son 3 yılda önemli bir artış oldu. Bu ihlallerin çoğu cezasız kaldı." dedi.
Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik başlattığı saldırıları eleştiren Türk, hiçbir durumun, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini sürekli ihlal eden korkunç bir şekilde yürütmesini haklı çıkarmayacağının altını çizdi.
Türk, "Gazze Sağlık Bakanlığına göre, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 48 binden fazla kişi öldürüldü. 35 binden fazla çocuk, bir veya her iki ebeveynini kaybetti. 1054'ten fazla sağlık personeli öldürüldü, birçoğu da İsrail ordusu tarafından yaralandı veya gözaltına alındı. En az 277 BM personelinin yanı sıra 200 gazeteci ve medya çalışanı öldürüldü. Temel altyapının 3'ten 2'sinden fazlası yok edildi veya hasar gördü. Gazze genelinde sivil yaşamın temel özelliklerine verilen zarar çok büyük." diye konuştu.
İsrail'in "işgalci güç olarak" yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve uyguladığı kısıtlamaların insani bir felakete yol açtığını vurgulayan Türk, nüfusun yaklaşık yüzde 90'ının birden fazla kez yerinden edildiğini belirtti.
Türk, İsrail'in, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere karşı gereksiz ve orantısız güç kullanımını artırdığını belirterek, mülteci kamplarının yok edildiğini, insanların hareketinin ciddi şekilde kısıtladığını ve 10 binlerce kişinin yerinden edildiğini söyledi.
"Batı Şeria'nın kuzeyinde birçok kişi artık acil insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamele, her tarafta devam eden ve korkunç bir durum oldu." ifadesini kullanan Türk, sunduğu raporun, işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki uluslararası insan hakları ihlallerinin ve bunlar için anlamlı bir hesap verebilirliğin olmamasının durumunu özetlediğini kaydetti.
"Filistin halkının kendi geleceğini belirlemesi gerekir"
Türk, "İsrail'in savaş araçları ve yöntemleri, şaşırtıcı düzeyde can kaybına ve yıkıma neden oldu, savaş suçları ve diğer olası vahşet suçlarının işlenmesi konusunda endişelere yol açtı. Örnek olarak İsrail yetkilileri tarafından tutuklulara yönelik kötü muamele nedeniyle sınırlı sayıda soruşturma ve iddianame düzenlendi. İsrail adalet sisteminin, özellikle Gazze'de veya Batı Şeria'da Filistinlilerin yasa dışı öldürülmesiyle ilgili olarak, uluslararası standartlara uygun olarak tam hesap verebilirlik sağlama kapasitesi ve iradesi konusunda ciddi şüpheler var." değerlendirmesinde bulundu.
Çatışmanın acilen sona ermesine, tüm rehinelerin koşulsuz serbest bırakılmasına, keyfi olarak tutulanların serbest bırakılmasına ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından onaylandığı gibi İsrail'in, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı varlığının mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Türk, "Ateşkes sürdürülmeli. Her aşama her iki tarafça iyi niyetle ve tam olarak uygulanmalı. Hepimiz bunun üzerine inşa etmek, sürdürülebilir bir barışa giden bir yol yaratmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Filistin halkının kendi geleceğini belirlemesi gerekir." dedi.