Ayodhya ve Cammu Keşmir, Hindistan'da son 30 yılın en önemli bölücü toplumsal sorunlarından. Hindistan Başbakanı Modi, ikinci döneminde her ikisini de sürekli olarak gündemde tutmaya çalışıyor.
Taraftarları için her iki adım da Modi'yi kararlı, vizyon sahibi bir lider ve on yıllardır Hindistan'ın en önemlisi olarak kabul etmelerine yetiyor.
Eleştiriler onu, Hindistan'daki 200 milyon Müslüman'a rağmen ülkeyi bir Hindu ulusu olarak yeniden şekillendiren ve otoriter bir sistem kuran bir lider olarak görüyor.
Wilson Center'dan Micheal Kugelman AFP'ye verdiği demeçte, "Başbakan Modi son zamanlarda kesinlikle Hindistan'ın en dönüştürücü lideri oldu. Bu onu oldukça popüler kıldı, aynı zamanda onun çokça tartışılmasına ve bölücü olarak nitelenmesine neden oldu." diyor.
Fay hattı Babri Mescidi
Kuzey Hindistan'daki kutsal Ayodhya şehri, Hindistan'ın dini grupları arasında uzun süredir bir fay hattı olmuştur ve en kötü mezhepsel çatışmaların kıvılcımı haline gelmiştir.
Dindar Hindular, savaşçı tanrı Lord Ram'ın yaklaşık 7 bin yıl önce orada doğduğuna, ancak 16. yüzyılda doğum yerinin üzerine Babri Mescidi'nin inşa edildiğine inanıyor.
1980'lerde bir Hindu hareketi caminin kaldırılması için toplumu kışkırtmaya başladı ve 1992'de bir çete camiyi kürek, kazma ve çıplak elleriyle yıktı.
Bu durum, çoğu Müslüman olmak üzere iki bin kişinin ölümüne yol açan dini ayaklanmaları tetikledi.
Böylece büyük bir hukuk mücadelesi başladı. Kasım ayında iktidardaki Hindistan Halk Partisi mahkemeden zaferle çıktı. Hindistan Yüksek Mahkemesi, bu kutsal araziyi Hindulara tapınak yapmaları için verdi. Tek şart tapınağın çok yüksek olmamasıydı.
Biyografi uzmanı Nilanjan Mukhopadhyay, "Bu, Modi için büyük bir başarı. Tarihteki konumunu tamamen bu tapınağın gücüne göre kalıcı hale getirecek." dedi.
Keşmir'de ikamet hakları
1947'den beri Hindistan ve Pakistan arasında bölünmüş olan Cammu Keşmir, iki savaşın çıkış nedeni olan kıvılcım ve çok fazla kan dökülmesinin nedenidir.
İktidardaki Hindistan Halk Partisi, Cammu Keşmir’deki Müslüman halkın bölgenin özel statüsünden dolayı mutlu olduğunu gördü ve Başbakan Modi eliyle bu özerkliği geçen yıl 5 Ağustos’ta kaldırdı.
Bunun hemen ardından tepkilere karşılık olarak bir güvenlik operasyonu gerçekleştirdi; telekomonikasyon iletişimini kesti ve binlerce kişiyi gözaltına alarak bölgeyi haftalarca kuşatılmış bir kaleye dönüştürdü.
Şimdi, Cammu Keşmir dışından Hintlilere ilk kez konut satın alma hakkı tanınmakta, bu da onlara arazi satın alma ve hükümet işlerini talep etme hakkı veriyor.
Bu durum, Başbakan Modi'nin İsrail'in Batı Şeria'da yaptığı gibi Müslüman çoğunluğun bulunduğu Cammu Keşmir'in demografik ve dini yapısını değiştirmek istediği yönünde korkulara yol açtı.
Syracuse Üniversitesi'nden Mona Bhan, AFP'ye verdiği demeçte, "Ortaya çıkan şey, bir Hindu yerleşimciler sömürgesi oluşturma projesidir" dedi.
Tam yol ileri
Diğer eylemleri Modi'nin muhaliflerini endişelendirirken, taraftarlarını memnun etti.
Geçen yıl çıkarılan yeni yasa, üç komşu ülkeden gelen milyonlarca kaçak göçmenin vatandaşlık almasını kolaylaştırdı. Ancak Müslümanlar bu kararın dışında tutuldu.
İktidardaki Hindistan Halk Partisi, Assam eyaletinde Hintli olduğunu kanıtlayamayan -birçoğu Müslüman- milyonlarca insanı yayınladığı bir vatandaşlık listesinin dışında bıraktı. Diğer ülkeler bu insanların coğrafyaya dağılmasından korkuyor.
France 24'un haberine göre; HHP’nin politikaları arasında başta Müslümanlara yönelik evlilik, aile ve ölüm gibi alanlarda dini azınlıklara hak tanıyan yasaları ortadan kaldıran ve tek tip bir medeni yasayı geçerli kılacak bir çalışma yer alıyor.
Kugelman, "Açıkça görülüyor ki, Hindu milliyetçileri kendi gündemlerini tam gaz uyguluyor. Hükümet, ekonomi ve salgınla ilgili bazı büyük güçlükleri olduğunu biliyor. Sosyal gündeme odaklanmalı. Mevkilerinin gerekliklerine odaklanmalı ve siyasi ortama yardımcı olmalı.” diye konuştu.
Çeviri: Burak Çelik