İngiltere, Arap diktatörleri 10 yılda 217 kez ağırlamış

Abone Ol

Araştırmacı gazetecilik çalışmaları ile bilinen “Diclasifide UK” web sitesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre, Orta Doğu'daki tüm baskı ve zulme rağmen İngiliz kraliyet ailesi, 2011'de başlayan Arap Baharı'ndan bu yana bölge liderlerini 217 ağırladı.

Bu kuruluşa ait Daily Maverick web sitesinde muhabir Phil Miller tarafından yayınlanan haber dört bölümden oluşuyor.

Haber, İngiliz kraliyet ailesinin bölgedeki demokrasi yanlısı ayaklanmalara karşı yıllarca Orta Doğu'daki baskıcı monarşilere verdiği desteğin boyutunu ortaya çıkarıyor.

Fas'tan Umman'a otokrat rejimleri tehdit eden Arap Baharı protestolarından 10 yıl sonra muhalefeti bastıran ve reform taleplerini çoğunu reddeden bölgedeki 8 kral da iktidarda kaldı.

Orta Doğu’daki krallar, siyasi partileri yasakladı, muhalefeti ciddi şekilde bastırdı ve bağımsız gazeteleri kapattı.

Reform çağrısı yapan ve yolsuzlukları ortaya çıkaran insanlar işkence edilip alıkonulur ve öldürülürken, İngiliz kraliyet ailesi 2011'den bu yana 217 kez bölge krallıklarıyla görüşmekten geri durmadı.

Kraliyet ailesinin resmi kayıtlarına tam manasıyla ulaşılamadığı için bu ziyaretlerin toplam sayısı muhtemelen daha yüksektir.

Ayrıca mevcut kayıtlar, Windsor hanedanlığı ile Bahreyn'deki acımasız monarşi arasındaki yaklaşık 44 toplantı yapıldığını gösteriyor.

Suudi Ulusal Muhafızları gibi kötü şöhretli iç güvenlik birimlerinden sorumlu Körfez prensleri, İngiliz kraliyet ailesinin üyeleriyle sık sık toplantılar yaptılar. Ziyaretler bazen bu ülkelerde en kötü insan hakları ihlalleri gerçekleştirildi. Ya da Libya ve Suriye'deki savaşlarda militan gruplara verdikleri desteğe denk geldi.

Prens Andrew, Abu Dabi Veliaht Prensi ile lüks El Batin Sarayı'nda bir araya geldi. Aynı gün bir mahkeme beş BAE’li aktivisti ülkenin liderliğine hakaret içerdiğini iddia eden suçlamalar nedeniyle tutuklayarak hapis cezası verdi. Ceza alanlar arasında Paris Sorbonne Üniversitesinden bir ekonomi profesörü de vardı.

Bahreyn Kralı'nın oğlu ve Arap Baharı sırasında aktivistlere yapılan işkenceye karışmakla suçlanan Nasır bin Hammad El Halife, 2011'den bu yana Windsor Sarayı da dahil olmak üzere İngiltere kraliyet ailesinin üyeleriyle farklı yer ve zamanlarda tam yedi kez görüştü.

Diclasifide, Windsor'ların Körfez rejimlerine verdiği desteği alenen eleştirdikleri için demokrasi yanlısı aktivistlerin veya akrabalarının misilleme olarak cezalandırıldığı en az altı olay tespit etti.

Umman'da bir adam, sultanın 2012'de Kraliçe'nin Elmas Jübile yarışmasına katılmak üzere Windsor'a 110 atı transfer etme kararını eleştirdiği için işkence gördü.

Ertesi yıl, başka bir aktivist Prens Charles'ın ziyaretine karşı gösteri yapmaya yeltendiği için Umman güvenlik güçleri tarafından apar topar kaçırıldı.

2016'da Bahreyn'de Kral Hammad'ın Londra ziyaretini protesto ettiği için sürgüne gönderilen bir adamın karısı ve çocuğu gözaltına alınarak sorguya çekildi.

Adam, Kral Hammad’ın 2013 Royal Windsor Horse Show’a gelmesini protesto ettiği için vatandaşlıktan çıkarıldı.

Dış politika aracı

Prens Charles, Windsor'un Arap kraliyetlerinden prenslerle yaptığı toplantıların neredeyse yarısına katıldı. Prens Andrew ise Körfez diktatörlüklerinden özel işadamları ile yapılan çok sayıda toplantı hariç toplam 70 toplantıya katıldı.

Prens Andrew ayrıca, çocuk tacizi iddialarından beraat ettikten sonra pop yıldızı Michael Jackson'a Bahreyn'de yaşamak için milyonlarca dolar ödeyen Bahreyn Kralı'nın ikinci oğlu Şeyh Abdullah'la görüştü.

Birleşik Krallık monarşisi siyasete karışmasa da, dış ziyaretleri Dışişleri Bakanı başkanlığında Kabine Ofisi Kraliyet Ziyaret Komitesi tarafından planlanıyor.

Komite, ticari yetkilileri, üst düzey saray yetkilileri ve ulusal güvenlik danışmanı da dahil olmak üzere Başbakan’ın yardımcılarından oluşuyor.

Ziyaretler, Orta Doğu'daki İngiliz çıkarlarını - büyük ölçüde, BAE Systems gibi şirketlere yapılan silah satışları veya milyarlarca sterlinlik enerji anlaşmaları - ilerletmeyi amaçlıyor.

1974'ten bu yana İngiltere'nin Körfez petrolüne artan bağımlılığı ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:
"Kraliyet ailesinin üyeleri ile ülkedeki güç konumlarının çoğunu elinde tutan Suudi kraliyet ailesi arasında daha fazla teması teşvik etmenin iki taraf için de büyük avantajı var."

Tecrübeli diplomatlar ve birçoğu Whitehall veya Silahlı Kuvvetlerden geçici süreliğine izinli olan subay ve istihbarat memurları, düzenli olarak İngiliz kraliyet ailesinin üyeleriyle görevlerinin bir parçası olarak Orta Doğu’ya seyahat ediyor.

Bu yardımcılar arasında daha sonra Bahreyn büyükelçisi olan Simon Martin; Daha sonra Fas elçisi olan Clive Alderton; Birleşik Krallık Hükümeti İletişim Ofislerinde eski Strateji Direktörü olan Mevcut Kabine Sekreteri Simon Chase; Arap Baharı sırasında Birleşik Krallık'ın Umman ve Bahreyn büyükelçisi olarak görev yapan İngiliz hükümeti iletişim ofisi çalışanı ve asker gazisi Jimmy Bowden bulunuyor.

Bu ziyaretler sayesinde, Birleşik Krallık kraliyet mensuplarının üyeleri bölgede tartışmalı İngiliz politikasını teşvik etmeye yardımcı oluyor ve çoğu zaman otokratlara desteklerini gösterme fırsatından yararlanıyor gibi görünüyorlar.

Silah anlaşması müzakerelerinin kritik bir anında Prens Charles'ın Suudi Arabistan'daki kılıç dansına katıldığının kanıtlanması gibi.

Birleşik Krallık'ta toplantılar genellikle Arap kraliyet ailelerinin üyeleriyle yapılır. Ardından Downing Caddesi'ne geziler yapılır veya bakanların kraliyet saraylarında katıldığı oturumlara katılım sağlanır.

2012 yılında Ummanlı bir protestocuya işkence edilirken Kraliçe Elizabeth, Umman Sultanı ile İngiliz danışmanı Sir Eric Bennett ve Dışişleri Bakanı William Hague için Buckingham Sarayı'nda samimi bir öğle yemeği verdi.

Windsor ailesinin, İngiliz dış politikasında aktif bir role sahip oldukları doğrudur. Binicilik ve lüks takılar gibi ortak zevklere güvenerek İngiliz ilişkilerini güçlendirmek için Ortadoğu kralları ile kişisel dostluklarından faydalanabilirler.

Kraliçe Elizabeth hükümdarlığı sırasında, Umman'dan altın bir Fabergé yumurtası, Katar'dan inciler ve Suud Hanesi'nden elmaslar dahil olmak üzere Orta Doğu krallarından milyonlarca pound değerinde mücevher aldı.

Bahreyn Kralı, Royal Horse Show "Windsor"un düzenli konuğu sayılıyor. Kraliçe Elizabeth ve Prens Andrew ile gülerek fotoğrafları çekildi ve servis edildi. Bir zamanlar Başkan Obama ile tanışmak yerine etkinliğe katılmayı seçtiği de söyleniyor.

Kraliçe Elizabeth ve 71 yaşındaki Dubai Şeyhi Muhammed bin Raşid El Maktum, yarış atlarını birbirlerine hediye olarak takas ettiler ve genelde yarışlarda birlikte görüntülendiler.

Haziran 2019'da Kraliçe, BAE'den ayrılmaya çalıştıklarında iki yetişkin kızını kaçırdığına dair söylentilere rağmen Şeyh Muhammed'in Kraliyet Ascot pistinde yarışan takımına kupa takdim etti.

Ascot Ödülü'nün verilmesinden bir hafta sonra, Şeyh Muhammed'in 46 yaşındaki eşi Prenses Haya'nın boşanmak istediği ve Almanya'ya sığınma başvurusunda bulunduğu haberi yayıldı.

Daha sonra Prenses Haya, kızlarını kaçırdığı tespit edilen kocasına karşı Londra'daki Yüksek Mahkeme’de dava kazandı. Bu olay, sarayın Kraliçe'nin onunla halka açık yerlerde resimlerde görünmekten kaçınacağını duyurmasına neden oldu.

Geçen hafta, Şeyh Muhammed'in kızlarından Prenses Latifa'nın Dubai'de etrafı korumalı bir villada iradesi dışında tutulduğunu kanıtlayan yeni görüntüler ortaya çıktı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Londra Büyükelçiliği, Prenses Latifa’nın "evde bakıldığını” iddia ediyor.

Windsor ailesi, Arap Baharı olaylarından bu yana BAE kraliyet ailesinin üyeleriyle uluslararası bir ziyarete ev sahipliği yapmak da dahil olmak üzere en az 28 kez bir araya geldi.

Maliyetler ve gizlilik

“Diclasifide” tarafından yapılan araştırmada, 2011 yılından bu yana kraliyet ailesinin Orta Doğu krallıklarına yapılan resmi yurtdışı seyahatlerinin masrafları için harcanan 1,4 milyon sterlinin İngiliz vergi mükelleflerinin parasıyla karşılandığı ortaya çıktı.

Saray kayıtları eksik olduğundan ve maliyeti 10 bin sterlinin altında olan gezileri içermediğinden gerçek rakam muhtemelen çok daha yüksektir.

Gezilerden birinde Prens Charles, ülkeyi yarım asırdır yöneten ‘zalim’ hükümdar Sultan Kabus'un ölümünün yasını tutmak için Umman'a bir gecelik seyahat için 210 bin pound harcadı.

Prens Charles'ın sözcüsü Diclasifide'a "Tüm seyahat kararları, mevcut zaman, maliyetler ve seyahat eden tarafın güvenliği dikkate alınarak yapılır." dedi.

Çoğu zaman diğer Birleşik Krallık toplantıları, kamu fonları kullanılarak finanse edilen kraliyet saraylarında yapılır. Geçen yıl aile, vergi mükelleflerinden 82.4 milyon sterlinlik bir "devlet bursu" aldı.

Bu toplantıların çoğu gizli icra edilir. Çünkü 2000 tarihli Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası uyarınca kraliyet ailesinin belgelerini ifşa etmesi zorunlu değildir.

Kraliyet ailesinin resmi arşivi de neredeyse tüm araştırmacılara kapalıdır. Ancak bu arşivin Nazi selamı veren Kraliçe’nin videosu gibi hassas materyalleri içerdiği biliniyor.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı gibi merkezi hükümet daireleri, kraliyet toplantılarının kayıtlarını tutar. Kraliçe Elizabeth, Prens Charles veya Prens William ile ilgili herhangi bir bilgi halkla paylaşılmaz. Buna karşın, Prens Andrew ve Prens Harry gibi daha düşük rütbeli kraliyet mensuplarıyla ilgili diplomatik kayıtların, kamuya açıklanıp açıklanmaması kamu yararı kontrolüne tabidir.

Dışişleri Bakanlığı'nın 20 yıldan daha eski kayıtlarını içeren Ulusal Arşivler, kendi denetim kuruluna sahiptir. Son yıllardaki personeli arasında, Prens Charles'ın danışmanı ve Kraliyet Ailesi Kayıtları İdaresi'nin eski başkanı olan Dr. Elizabeth Lomas da var.

Dış gezileri planlayan kuruluş olan Kraliyet Ziyaret Komitesi ile ilgili 40 yıllık bir dosya Ulusal Arşivlerde erişime kapalı hale getirilerek gizlendi.

WikiLeaks’in 2011’de başlayan Arap Baharı sırasında ABD büyükelçiliklerince gönderilen telgrafları yayınlarken, bu telgraflar Birleşik Krallık'ın dış politikasında önemli bir araç olan kraliyet ailesi ziyaretlerinin ne derece değerli olduğunu vurguluyordu.

Bir Amerikan raporu, Prens Charles ve eşi Camilla'nın 2006 yılında Riyad'a yaptığı ziyaretlerden birinin, silah anlaşmalarındaki yolsuzluk davasıyla ilgili soruşturmalardan kaynaklanan gerginliklerin ardından "Suudi-İngiliz ilişkilerinin yeniden kurulmasında rol oynadığını" belirtiyordu.

Bir İngiliz diplomat, ziyaret sırasında, iki kraliyet ailesinden kişiler, aile üyeleri ve Suud Hanesi ile Windsor'ların ortak mülk paydalarına göre bir araya gelmelerine izin veren gelenekleri hakkında uzun uzadıya konuştuklarını ifade etti.

Cidde'deki ABD Konsolosluğu'ndan bir yetkili, Prens Charles'ın ziyaretinin "İngiliz Havacılık ve Uzay Dairesi'nin servetinin büyük ölçüde [Körfez] krallığıyla bağlantılı olduğu ve söz konusu El Yemame projesinin yenilenmesini "sağlamak amacıyla" Suudi Arabistan ile ilişkileri iyileştirmeye yönelik çabasının bir parçası olduğunu söyledi.

El-Yemame projesi, Suudi rejimine savaş uçakları sağlamak için milyarlarca sterlinlik bir silah anlaşmasını içeriyor.

Buckingham Sarayı sözcüsü "Diclasifide"ye diğer devlet başkanlarıyla resmi temasların hükümetin tavsiyesi üzerine gerçekleştiğini, Kraliçe Elizabeth’in özel ilişkileri hakkında yorum yapmadıklarını söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, hükümetin talebi üzerine kraliyet ailesi üyeleri tarafından dünya çapında İngiliz çıkarlarını desteklemek için resmi kraliyet ziyaretleri yapıldığını, Kraliyet Ziyaret Komitesinin, ziyaretin varış noktasıyla ilgili tavsiyelerde bulunduğunu ve ardından bu tavsiyelerin hükümet ve Kraliçe tarafından onaylandığını ifade etti.

Sözcü, "Diğer kuruluşlar adına yapılan özel ziyaretler, iş ziyaretleri kraliyet ailesi veya ilgili kuruluşlar tarafından yapılır. Devlet, ayrıntıları saray tarafından yayınlanan Majestelerinin Hükümeti'nin talebi üzerine yapılan resmi ziyaretler için seyahat masraflarını karşılar.” ifadelerini kullanıyor.