İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında düzenlenen "Terörizmle Mücadele: Eksik Olan Nedir?" panelinde çok sert açıklamalarda bulundu.
Terörle mücadelenin sadece askeri olarak yapılamayacağını, Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) dış uzantılarıyla mücadele etmeden FETÖ'nün bitmeyeceğini belirten Soylu, "FETÖ'nün dış uzantılarıyla mücadele etmez, etkisiz hale getirmeye çalışmazsanız sizin vücudunuzun sıkıntıya düştüğü anda yine neşet ederler ve ülkenizi ele geçirmeye çalışırlar. Aynı durum PKK ve PYD için de geçerli. Sınırımızda iki ülke var ve ikisinin de devlet otoritesi yok olmuş. Irak ve Suriye. Mesela Afganistan meselesini nasıl çözersiniz? Göç meselesini nasıl çözersiniz? Bu soruların cevabı yok. Amerika'da da Avrupa'da da yok. Çünkü çözmek istemiyorlar. Görüyorlar ama çözmek istemiyorlar. Doğunun sürekli istikrarsız olmasını istiyorlar. Doğu ve Batı kavgası içerisinde tarihsel bir mücadele var" dedi.
Diyaloğun önemli olduğunu belirten Soylu, "Biz 2 bin yıl öncesinin insanları değiliz. Aynı masada oturup birbirimizi anlayabiliyoruz. Üretimde, akademide birbirimizden istifade ediyoruz. Neden bu kavgayı ve mücadeleyi sürdürüyoruz? Çünkü kişi başına milli geliri 50 bin dolar olan ülkelerdeki yöneticiler diğer ülkelerdeki insanları 500 dolar ve altında bırakmak için kendilerine ait bir çaba üretiyorlar. Terörün gerçek var olma sebebi de bu. İstikrarsızlaştırmak. Fransa kalkıyor PKK ve PYD'nin havacılık unsurlarını eğitiyor. Panele katılan bu 4 ülkeden bir tanesi teröre destek versin dünyadan deport edilir. Amerika, insansız hava araçlarının nasıl engellenebileceği konusunda eğitim veriyor. Diğer ülkeler de veriyor" ifadelerini kullandı.
ABD'NİN UYGULADIĞI YAPTIRIM
Türkiye'nin terörle mücadele konusunda kat ettiği aşamayı ve bunun nedenlerini izah eden İçişleri Bakanı, "Türkiye Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ciddi bir kalkınma hamlesi başlattı. Havalimanı, üniversiteler, yollar, kadın ve gençlik kültür merkezleri, spor salonları yaparak Türkiye'nin batısı ve doğusu arasındaki gelişmişlik seviyesini birbirine ciddi bir şekilde yaklaştırdı. Zeytindalı Harekatı'nda (Amerika Birleşik Devletleri) ABD ambargo koydu. Kendi evlatlarımız, mühendislerimiz onun bize vermeyeceğini söylediği silahları üretti. Savunma sanayimizi başından itibaren geliştirdik. Yüzde 20'lerden yüzde 80'ler seviyesine çıkarttık. Eğer biz Türkiye olarak küresel aktörlere, şirketlere, küresel Şampiyonlar Ligi'ne tabi olsaydık Ukrayna'dan zor durumda kalırdık. Bu kadar açık ve net.
Ayrıca terörle mücadele eden insan kaynağımızı profesyonelleştirdik. Terör örgütlerinin siyasi uzantılarının mali imkanlarını, insan kaynağı imkanlarını yok ettik. Sivil toplum örgütüymüş gibi gözüküp teröre ciddi katkı sağlayanlara ciddi bir operasyon yaptık. Sınırlarımızda kaçak göçü ve teröre hem insan kaynağı hem de mühimmat aktarımı sağlayan anlayışı ortadan kaldırabilmek için sınır güvenliğimizi en üst seviyeye çıkarttık. Terörü kaynağında kurutmak için sadece dağlarda değil, terör örgütü neredeyse sınır ötesinde de operasyonlar yaptık. Bitti mi? Hayır bitmez. 40 yıldır mücadele ettiğimiz terör örgütüyle ilgili eğer en ufak bir esneme ortaya koyarsak terör örgütünün arkasındakiler, onları bir şekilde ortadan kaldırmak gerekir" açıklamasını yaptı.
Avrupa ve ABD'yi sert sözlerle eleştiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Beni bağışlayın. Dünya bir suç bataklığı içerisinde ve bunun mesulü Batılı gelişmiş ülkelerdir. Terör de bu bataklığın içerisindedir. 'Mış' gibi yapabiliriz. Batı da bunu yapıyor zaten. Suriye'de ölen yaşlılara, kadınlara, çocuklara 'mış' gibi yaptı. Tam bin yıldır Türkiye içerisinde yaşayanları, bu medeniyet içerisinde yaşayanları birbirine düşürebilmek, ülkenin istikrarını ortadan kaldırabilmek için elinden geleni ortaya koyuyorlar. Burada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bir model ortaya koydu. Birinci model şu. Evet küresel bir dünya, Birleşmiş Milletler ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) var. Elbette biz onları görüyoruz ama onların bizi sürüklemek istediği yola girmedik. İkili ilişkilerimizi geliştirdik, bölgesel ilişkilerimizi geliştirdik.
Tarihin bize buyurduğu ilişkileri, tarih boyunca hangi alanlarda ilişki kurduysak onlara sırtımızı dönmedik. Sadece bir ticari ilişki kurmadık, bunun üzerinden birbirimize olan ihtiyacımızı sürekli değerlendirebileceğimiz bir anlayışı ortaya koyduk. Dünyaya tavsiyemiz budur. Birleşmiş Milletler'in, NATO'nun, küresel aktörlerin ve kulüplerin varlığını kabul edebilirsiniz. Bir işe yararlar mı? Ben yarayacaklarını düşünüyor değilim. İkincisi Avrupa diye bir şey var mı? Kimse aldanmasın Avrupa diye bir şey yoktur. Avrupa, Amerika'nın vagonudur. Ne derse onu yapmak zorundadır. Adımını ona göre atmak zorundadır. Onun için 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bu tuzağa düşmediğimiz ilişki modeli, uyguladığımız yöntemi, modeli bir vesileyle dünya uygularsa pandemide düştüğü sıkıntıya düşmez" dedi.