Bu durum, İsrail'in askeri ve siyasi kurumlarının karşı karşıya olduğu derin krizi gözler önüne seriyor.
Tarihi Bir İlk
İsrail meseleleri uzmanı akademisyen Muhannad Mustafa, ordunun bu tür bir raporu savaş devam ederken yayımlamasını "İsrail tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olay" olarak tanımladı. Mustafa, 1973 Yom Kippur Savaşı'na dair soruşturmaların onlarca yıl gizli tutulduğunu hatırlatarak, bu raporun savaş resmen sona ermeden yayımlandığına dikkat çekti.
Rapora yönelik baskının özellikle Savunma Bakanı İsrael Katz'ın liderliğindeki siyasi düzeyden geldiği ifade edildi. Öte yandan, Başbakan Binyamin Netanyahu, ulusal bir soruşturmanın ancak savaşın sona ermesinden sonra yapılması gerektiğini savunurken, muhalifleri ise başarısızlıkların bir an önce hesap vermesi gerektiğini vurguluyor.
Hükümete Hesap Verme Çağrısı
Eski savaş kabinesi üyesi Benny Gantz, resmi bir soruşturma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Muhalefet lideri Yair Lapid ise rapor sonuçlarını hükümeti "başarısızlıkla" suçlamak için kullandı. Lapid, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "Artık bu korkak ve başarısız hükümetin sorumluluk almasının zamanı geldi" dedi.
Siyasi ve Askeri Kriz
Askeri strateji uzmanı General Elias Hanna, İsrail'deki mevcut siyasi ve askeri ilişkilerin 1973'e kıyasla çok daha gergin olduğunu belirtti. Hanna'ya göre, "güvenlik politikalarını belirleyen siyasi sistemdir" ve bu rapor, Netanyahu'nun tüm sorumluluğu orduya yükleyerek kendisini aklama çabası içinde olduğunu gösteriyor.
Netanyahu'nun, "Sınırları korumak benim sorumluluğum mu? Sınırda askeri birlikler bulundurmanız gerektiğini size ben mi söylemeliydim?" gibi ifadelerle, sorumluluktan kaçındığı iddia ediliyor.
Hamas ve Direnişin Hazırlıkları
Siyasi analist Eyad Al-Qara, raporun, Hamas'ın uzun süredir sistematik bir şekilde savaşa hazırlandığını ortaya koyduğunu belirtti. Hamas'ın istihbarat, profesyonel savaş kapasitesi geliştirme ve insansız hava araçları gibi yeni mekanizmalar oluşturma yönünde hazırlık yaptığı vurgulandı.
Al-Qara, İsrail'in Gazze'deki direnişi yok etme çabalarının başarısız olduğunu ve "Gazze'de bile başaramadıklarını dışarıdan nasıl başaracaklar?" sorusunu gündeme getirdi.
Caydırıcılık Teorisinin Çöküşü
Raporda, İsrail'in güvenlik konseptinde değişiklik yapması gerektiği ve sınır bölgelerinde askeri varlığını sürdürmesinin önemine dikkat çekildi. Mustafa, İsrail'in çevresindeki tüm sınır bölgelerinde askeri varlık göstermesi gerektiği ve bu bölgelerdeki silahlanmayı engellemesi gerektiği sonucuna ulaşıldığını ifade etti.
General Elias Hanna ise "caydırıcılık konseptinin gerilediğini" ve İsrail'in bu bölgelerde kalıcı varlığını sürdürme ihtiyacının arttığını belirtti.
Gazze ve Gelecek Beklentileri
Al-Qara, Gazze'deki durumun son derece zor olduğunu, ancak Ramazan ayına kadar savaşın yeniden başlamayacağı yönünde bir iyimserlik olduğunu söyledi. General Hanna ise savaşın yeniden başlama ihtimalinin İsrail'in ekonomisinin omurgası olan yedek kuvvetler üzerinde büyük bir etkisi olacağını vurguladı.
Sonuç olarak, İsrail'in güvenlik stratejisinde köklü bir değişikliğe gittiği ve sınır bölgelerinde kalıcı bir askeri varlık politikası benimsediği ifade ediliyor. Ancak Gazze'deki direnişin bu duruma boyun eğmeyeceği ve silahlanma kapasitesinden vazgeçmeyeceği belirtiliyor.